27 Aralık 2009 Pazar

Çıkıntı Ülke Fransa'dan Güzelim Ülkemin Sakinlerine Bolca Selamlarımla....

Oct 4, 2009 at 3:33 PM





Salüüüümün Aleyküm everybody :D, giriş selamı benim bulduğum bir giriş, burada bi insanı az çok tanıdıysan, artık görünce bonjuu(ğ) demiyorsun, salüü diyorsun, ben de böyle bişe buldum :D


Neyse, herkese bolca selamlar Avrupa’nın çıkıntı ülkesi Fransa’dan… mail yazmayalı bayağı bi zaman oldu, çoğu haftasonu niyetlendim yazmaya ama bi türlü yazamadım tembellikten, şimdi de en son yazdığım zamandan bu zamana neler oldu kısa bi özet yapayım istedim… ama öncelikle şunu söylemem lazım ki bilgisayarım düşmekte olan bi şehir gibi her geçen gün bir kalesini kaybediyor, önce fanı bozuldu, bi elimde saç kurutma makinesi diğerinde buz kalıpları sakinleştirmeye çalışıyorum bilgisayarımı, sonra usb portlarından biri bozuldu, şimdi klavye de yazı yazmak bi işkence, daktiloda yazar gibi yazmak lazım, yoksa tuşlar basmıyor, o yüzden ekranınızda görünen yazmış olduğum yazılar öyle kola kolay silinmeyebilir ekranı değiştirdiğinizde, merak etmeyin, bi süre sonra geçer :D  


Doktora haberi ile başlayayım, çok şükür, staj süreci iyi geçti, ve bi aksilik olmazsa doktoraya başlıyorum, hatta kayıt işlemlerine başladım bile :) inşallah bi 2-3 sene Strazburg’dayım,Fransa’dayım… bu haberden sonra artık Fransa’nın güzelliklerinden bahsedeceğim kısma geçebilirim :D En son bisikletimin çalınma haberi vermiştim size, o olayın üzerinden çok bi vakit geçmeden, ben bi bisiklet daha aldım, daha doğrusu arkadaşımın bisikletini makul bi ücrete zimmetime geçirdim, ama hemen akabinde tekerleğim patladı, sağolsun arkadaş kendi imkanları ile yaptı tekerleği… çok kısa bir süre sonra bi sabah çıktığımda evden, bisiklet 45 derece açıyla duruyordu bağlı olduğu yerde, niye mi? çünkü pek saygıdeğer hırsız arkadaş ön tekeri başka daha uygun yerlerde kullanmak için almış, ben de bundan sonra herhangi bir parçası dahi çalınamayacak tramway ı ulaşım aracı olarak seçtim, ve onu kullanıyorum :D bisiklet konusunda biraz şanssızdım sanırım bu sene, artık bisiklet maceraları bi dahaki bahara kaldı…


Kısa bi süre önce de, burada kalma durum belli olunca, bi önceki kaldığım ev küçük olduğu için arkadaşımla daha büyük bi eve taşındık, ev 16. katta. Bina iki bölümden oluşuyor, ve simetrik, iki taraftan da girişi var, ve içerisi tamamen simetrik, yazılarla ve oklarla bina içerisinde yönler belirtiliyor, beni tanıyanlar bilir, yön hususunda tam bir faciayımdır, ve buna alışana kadar canım çıktı. Binadaki asansörler de şifreli bu arada, gidiyorum asansöre şifreyi giriyorum, haydaaaa, yine yanlış tarafa gelmişim :D, şimdiler de çözdüm artık olayı… Bu asansör olayı da bi alem bu arada, farklı katlara gitmek için değişik şifreler var ve de merdivenlere açılan kapı da kilitli, yani her şey komşuluk için mükemmel :D çıkınca kata 3 daire var, onlarla sadece iletişime geçebilirsin, o da geçebilirsen tabi, en azından ben hangi dille iletişime geçeceksem… Neyse evimize taşındık ilk faciamız suyumuz, Allahım bi su bu kadar mı garip olur… demir tadı mı desem, acı mı desem, metal tadı mı desem, tuzlu mu desem bilmiyorum, alışana kadar dişlerimi fırçalamak için taşıma su kullandım :D ama şimdi normal suyu ağzıma alınca bi garip oluyorum, bu ne menem bişe diye :D ha bi de burada tuvalet banyo gideri yok, her şey bedava dermişim :D değil tabi ki gider derken bildiğiniz gider işte, bizim Türk teyzeleri buraları temizlerken düşünemiyorum valla, şöyle bol suyla akıtmadan naparlardı Allah bilir :D


Her şey bi yana, insan bi müddet sonra alışıyor ve hatta bağlanıyor bile, ben de alıştım sanırım, inşallah ilerisi adıma güzel olur, ve severek, sıkılmadan, bıkmadan bi doktora dönemi geçiririm.


Şimdilik benden bu kadar, inşallah yine ileride yazarım, herkese bolca selamlar, hepinizi tek tek çok özledim, en yakın zamanda tekrar görüşmek dileğiyle…